Rumuz: kafayıyedim

Merhaba.
Alanımda bölüm açmış en iyi üniversiteye üniversite sınavında derece yaparak -200.’lük- girmiş biriyim. Ülkede alanında bundan daha üst bir kurumun olmadığı bir devlet kurumunda girdiğim sınavda fakültemden mezun 2000-3000 bin civarı kişi arasından Türkiye’de sınavı geçen 2 yazıyla “iki” kişiden biri oldum. İkimiz de aynı puanı almıştık zaten. Alenen referans isteniyordu zaten ama o kadar yüksek torpil gerekiyormuş ki bulmam imkansız. Bir de torpili yapan kişinin kendisinin araması gerekiyormuş. Tabi benim kimim kimsem yok. Mülakata girdim her soruya dürüstçe cevap verdim sorulanların ekserisini de doğru cevapladım ve önceden yaşadığım gibi yine alınmadım.

Aynı kurumun sınavlarını 3 defa daha kazandım ve yine alınmadım. Askere alınmadığım için özel sektörde temizlikçilik odacılık komilik vs. ye dahi başvurduğum halde alınmamıştım. Hatta birkaç ay yol ve yemek parasına çalışayım beni görün beğenirseniz alın diye ilan koyduğumda kendisi ulusal kanallardan birinde çalışan biri bedava mı çalışacaksın diye alay etmişti.

Şu anda merkezi atamayla atandığım bir kuruma zor bela girmiş haldeyim asgari civarı bir maaşa çalışıyorum ve şu an yaptığım işi yapmam için üniversite okumama bile lüzum yok. Yani aynı maaşa daha seviyeli bir iş yapsam ona da razıyım diyeceğim ama o da yok.

Rumuz: Amigdala

Ben kendi alanımda ortalama üstü bir lisansüstü öğrencisiydim. Çoğu devlet olmak üzere 10 adet üniversitenin bilim sınavlarına (yarısına 1. olarak) gittim. Bunlar arasından en acıklı olanlarından biri şuydu. Yine doğuda bir okula 1. olarak gittim. Galiba en yüksek dil puanı da bendeydi ya da onlardan biriydim. Bu sınavda tablolar çizerek renkli kalemler kullanarak soruları cevaplandırdım. Orada arş. gör. arkadaşlar nerede okuduğumu falan da sordular sınav esnasında (galiba kâğıdımı beğendiler) o sınavda en yüksek 2. puanı aldım ancak bir aday beni diploma puanıyla geçti ve 3. oldum. Bu sınavda “sonuncu” olan ve aynı okulda okuduğumuz birisi ile bu sefer kendi okulumuzda aynı sınava girdik. 1 ay önce sonuncu olan aday 1 ay sonra 1. oldu ve ben yine 2. oldum. Kaderin cilvesi, bu kişinin arkadaşı ve ablam kpss gözetmenliği için aynı okula düşüyorlar ve konusu açılıyor. Bu kişi benim hakkımda güzel sözler söyledikten sonra kendi arkadaşı için vekil irtibatı olduğunu ifade etmiş. Şu an akademik kariyerim bitti. Geriden gelen adaylara başarılar dilerim.
Ne olur ilkeli olun!

Rumuz: Kötülüğün sıradanlığı

Şu torpil işi sanat dünyasına da mı bulaşmış diye şaşırmayın çünkü gırtlağına kadar batmış. Elazığ’da yaşıyorum ve bir hobi edinmek adına eğitimlerini belediyeye bağlı salonda yapan bir tiyatro kulübüne yazıldım. Daha tanışma toplantısında kendini çok fazla övdüğünden yönetmeni gözüm tutmadı ama bir şans daha vereyim dedim. İkinci toplantı oldu ve konu bizim duayen tiyatro yönetmenimizin hayatından açıldı. Benim dışımda herkes onun neden tiyatroya yöneldiğini merak ediyordu. Yönetmen böbürlene böbürlene başladı anlatmaya: Vay efendim “ben istediğim hayatı yaşadım, gençken gezdim tozdum ders çalışmadım. İnsan tanımaya baktım. İnanın cebimde para yoktu. Kaçak olarak Avrupa’ya gittim. Devletteki abilerimiz de sağ olsunlar destek oldu ve şehir tiyatrosunu kurdum. Ben şimdi otuz üç yaşındayım ve şimdiye kadar yalnızca gezdim tozdum. Çalışmadım, üniversite okumadım çünkü önemli olan saatlerce ders çalışmak değil insan tanımak. Şimdi üniversiteyi okuyorum bölümdeki hocam sağ olsun bitirince yerin hazır diyor.” Diye yaklaşık bir saat boyunca yaptığı ahlaksızlıkları övünerek anlattı fakat bunları anlatırken ne derece yanlış bir şey yaptığının bilincinde olmayarak anlatıyordu. Sanki gayet normal bir şeymiş gibi konuşuyordu. Kökü edep olan bir disiplinden(edebiyat) beslenen bir sanat dalında(tiyatro) yıllarını geçirip de ahlak denen bir olgunun oluşmaması, filizlenmemesi şaşırtıcıydı. Herif resmen ahlak yoksunluğunun vücut bulmuş haliydi ve de hiç öyle korkutucu, canavar gibi durmuyordu. Gayet normal, sıradan biriydi. Kötülük nasıl böyle sıradanlaşabilirdi?

Rumuz: kendineasuman

Öncelikle herkese merhaba,
Anlatacağım olayda üniversitede veya işyerinde başkaları tarafından yapılan torpilden bahsetmeyeceğim. Bu olayda bizatihi torpili ben yaptım. Evet evet ben yaptım. Evet o Asuman benim!!
Fakat bana sinirlenmeden bu duruma nasıl geldim hemen bahsetmek istiyorum.
*** Üniversitesinde PDR bölümünü kazanmıştım. Kazandım kazandım lakin ben Ankarada yaşıyorum *** gidince nerede kalacağım, nerede uyuyacağım??
Başvurduğum kyk yurdunda 600 lerde bir sırada yedeğe düşmüşüm. Bu yedeğin sonucunda bi yurda yerleşmemin de 2-3 ayı bulacağı söylendi.
Ama şimdi 2-3 ay boyunca nerede kalacağım ben? Aradığım bütün özel yurtlar ‘en düşüğü’ aylık o zaman için 1500₺ civarında para istediler ayrıca 1 senelik sözleşme imzalatıyolar. Bana ise sadece 2-3 aylık bi yer lazımdı ve ayrıca bütün malvarlığım 500₺ kyk kredim.. Bu krediyle o aylık ücreti nasıl ödeyeyim?
Çaresiz kaldım bir çözüm üretmem gerekti üniversitem başlayacak fakat benim daha kalacak yerim bile yok.. *** günü birlik gittim.. Bütün yurtları apartları gezdim ama maalesef hepsi fiyasko çıktı. En son Eskişehir kyk müdürlüğünün o taraflarında bir yurt gördüm. Dedim bide buraya gireyim buraya sorayım. Kapıya geldim hafif kapısı açıktı. Tıkladım kimse gelmedi tekrar tıkladım yine kimse gelmedi. Bende hafif kapıyı ittim gıcırtılı bir biçimde açıldı. İçeriden salonda çoraplarını giyen bir adam seslendi “gel evladım buyur”.. ben baya bir şaşırmıştım ama çaresizlik o ya anormal bir tepki vermemem gerekiyor son çarem bu yurt.. hemen içeri girdim adamın yanına gittim kendimi tanıttım, durumumu anlattım. Adam da 2 kişilik daha boş yerleri olduğunu gelmek istersem beni alabileceğini söyledi. Fiyatını sorduğumda ise ‘senelik’1400₺ dediler.. ayrıca sabah öğle akşam yemek de var.. Ben bunu duyunca şok oldum. Özel yurtlar en düşüğü aylık 1500₺ alırken doğru dürüst yemek olmazken ve ayrıca senelik de sözleşme imzalatırken böyle bir yeri Allah mı çıkardı karşıma?? Sonra adam sözlerine devam etti; Yalnız evladım burada şöyle bir şeyimiz var 5 vakit namazımızı kılıyoruz. Ayrıca haftanın belli günleri sohbetlerimiz var onlara katılmak mecburi.. Benim çakralar yavaş yavaş yerine oturmaya başladı. Bende hocayı destekliyorum tabii. “Maşallah hocam gurur duyarım, tabii ki dinleyeceğiz sohbetleri”.. çünkü başka şansım yok hoca napacağım dinleyeceğiz tabii.
Sonra kapıdan ayrılmadan önce meraktan çatlamak üzere olduğum soruyu sordum.. hocam affınıza sığınarak soruyorum hangi cemaate mensuptunuz?
-Süleyman efendi evladım, dedi. Bende maşallah hocam ben babamla görüşüp hemen kaydımı başlatıyorum, dedim.
Şimdi buradan ayrıldım kayıt yapcam yapcam ama kesinlikle bana uygun bir ortam değil asla barınacağımı düşünmüyorum. Ondan sonra yürürken o cadde üzerinde Eskişehir kyk müdürlüğüne gittim. Dedim durumum böyle böyle kalacak yerim yok. Napmam gerekiyor? Ordaki memurların da elinden bişey gelmiyor tabii. Kyk yedeklerinin gelmesini bekliceksin diğer türlü olmaz dediler. Fakat başka bi adam beni yanına çağırdı. Bir milletvekili ismi verdii.. evet olaya giriyoruz 🙂
O milletvekilinin eğitim bilmem ne başkanı da olduğunu söyledi bi ara sor belki yardımcı olur dedi. Bende tbmm.gov dan milletvekilinin numarasını buldum.
Aramadan önce kafamda Zübükzade gibi planları kurmuştum son son çare olarak bişey yapmam gerekiyodu.
Aradığımda tabi danışmanı açtı.
-Buyrun..
+Merhaba vekilime bağlar mısınız ya bir şey söylemem gerekiyor da..
-Tanıyo muydunuz “H.Ö.” beyefendiyi(kendisi bu arada **** milletvekili)
+Ben değil de babam yakından tanıyor. **** inşaat işiyle uğraşıyor. Kendisine şahsi numaradan aradı fakat ulaşamadı benim de işim acil olduğu için buradan aradım, dedim.
Dedim dedim ama adam dese senin baban kim sen kimsin ben sıçtım. Her şeyi sallıyorum.
O kadar salladım ki adam babamla çocukluk arkadaşı felann sanmış olabilir.
Çünkü öyle bi çaresiz kaldım ki elimdeki son ışık bu kaldı. Ama bu çaresizliğim sonuç verdi ve;

Şuan milletvekilimiz şehir dışında senin neye ihtiyacın var söyle ben halledeyim.. dedi.
İlk defa ozaman rahatladım aha dedim galiba olacak. Benden isim soyisim tc numara üniversitemin adı bölümü kyk da kaçıncı yedekte olduğuma kadar bütün bilgileri mailden atmamı söyledi. Hala da o mailim duruyor bu arada:)
Cuma günü attım maili. Miletvekili makamı *** Kyk müdürünü aramış. Bu müdür Eskiehirde bulunan bir yurdun müdürünü arıyor. Bu müdür de en son beni arıyor;
-Merhaba can galiba kalacak yere ihtiyacın varmış doğru mudur?
+E.. evet..
-Tamam pazartesi gel ben burada olacağım beni gör burada kalabilirsin dedi..
Ben.. daha düne kadar kalacak yeri olamayan ben..
Müdür beni arıyor ve burada kalabilirsin diyor. Yurda gittiğim zaman müdürün odasına girdim. Hemen çay servisi yaptırdı bana yurdu tanıttı gezdirdi normalde odalar 4 kişilik olmasına rağmen bana 2 kişilik bir oda verdiler ayrıca nevresim takımlarını öğrenci gider kendi alır fakat müdür ordaki çalışanlara söyledi benim yatağımı bile hazırladılar. Üstelik buna da şaşıracaksınız yedeğim çıkana kadar ücretsiz bir şekilde kaldım..
Yani düşünün ben o kadar uğraştım yer aradım didindim. Bir milletvekilinin sözüyle bütün işlerim çözüldü bütün kapılar açıldı. Torpilin belki çok çok küçük bir örneği bu fakat ne kadar etkili ve çok küçük bişeyde bile olsa ne kadar işlevli olduğunun kanıtı. Keşke ben bu kadar kalacağım yeri düşünmesem keşke nice öğrencinin durumu bu şekilde olmasa keşke nice öğrenciler istememesine rağmen cemaat yurtlarına terk edilmese Enes Kara gibi ölmesee.. ama sistem bu şekilde olursa asuman da çok oluurr zübük de.. 🙁

Rumuz: PhDSam

2016 yılında İnönü Üniversitesi’nde yüksek lisansa başlamıştım, Yüksek lisansım boyunca iki adet Tübitak 1001 projesi tamamladım. İkinci projemin sonlarına doğru Tübitak’tan aldığım bursun süresi bittiği için işe girmeye karar verdim. Bir kafeye garson olarak iş başvurusu yaptım ve patron bana bir sonraki pazartesi günü başlayabileceğimi söyledi. Bende hazırlığımı programımı ona göre ayarladım ve garson olarak işe başladım. Aradan bir hafta geçmişti ve daha öncesinde araştırma görevlisi olarak başvuru yaptığım *** Üniversitesi’nde mulakata girme hakkı kazandığımı öğrendim. Ayrıca listede lisansta beraber okuduğum bir arkadaşımın da adını gördüm ve buna başta sevindim. Ama Malatya’dan Gebze’ye gidip gelecek yol param yoktu. Bende çalıştığım kafeden daha bir haftalık eleman olmama rağmen hem 500 lira yol parası hem de 1 hafta izin aldım. Mulakat gününden bir gün önce gidip bir otel ya da pansiyonda kalarak dinlenip sınava girmek istiyordum çünkü mulakat yazılı bilim sınavı şeklindeydi. 140 lira gidiş ve 140 lira dönüş olmak üzere 280 lira bilete para verdim ve 15 saat otobüsle yolculuk yaptıktan sonra —‘ye ulaştım, o gece otelde kaldım ve 150 lira da otele ödeme yaptım. Masraflarımdan bahsediyorum çünkü mulakat sonrası 10 gün boyunca kafede bu borç için ücretsiz olarak çalıştım.
Mulakat sabah 9’da Gebze Üniversitesi’nde yapılacaktı, Ben saat 8.40 gibi okuldaydım ve bir sigara içmek için dışarıya çıkmıştım. Orada daha önce bahsettiğim arkadaşımı gördüm ve ben daha selam bile vermeden bana ‘sen niye geldin’ dedi. Çok şaşırdım çünkü listede ben onun adını gördüysem o da benim adımı görmüş olmalıydı. Ben de ‘neden’ diye sordum, o da bana ‘kadronun kendisi için açıldığını bu sınava boşuna geldiğimi’ söyledi. Ne diyeceğimi bilemedim, yinede sınava girmek istedim, sonuçta 15 saat yolculuk yapmıştım. Sınava girdim ve sorular o kadar özel hazırlanmıştı ki, o alanda çalışma yapmayan birinin cevaplaması mümkün değildi. Sadece adımı yazdım ve ayağa kalkıp, toplamda 20 adayın ve 3 gözetmenin olduğu mulakat salonunda arkadaşıma dönerek yüksek sesle ‘kadron hayırlı olsun Burak’ dedim, ve salondan çıktım. Tabi herkes biraz şaşırdı ama sınava devam ettiler. Adını veriyorum bu arkadaşın çünkü hala o kadroda ve üniversitedeyken sınav kağıdına adını dahi doğru yazamadığı için sınavdan 03 puan almış birinin kadro da olmasını kaldıramıyorum. Sonrasında sonuçlar açıklandı ve bildiğiniz gibi bu arkadaş kadroyu almıştı. Benzer bir çok olay yaşadım ama bu platformda bunu paylaşmak istedim.. Tüm Akademik Link ailesine Allah sabır versin diyorum. İyi çalışmalar dilerim….

Rumuz: hacettepe tamam dedi ama

Öss sınavında (yksnin eski adısı) sayısal sözel EA ilk 100 e girerek üniversite kazandım ve maddi durumumdan dolayı ara dönemde daha düşük puanlı bir üniversiteye geçiş yapmak istedim doğal olarak kabul edilir diye düşünüp başvurumu yaptım.Başvuru belgelerini teslim etmeye gittiğimde öğrenci işlerindeki “liyakatli” insanlar bana puanımın yetmediğini söylediler ve dumura uğradım, elden teslim ettiğim belgelerin içerisinde 100delik dilimim dahil tüm puanlarım yazılı oldğu belgeyi sunmuş olmamdı.Adamlara bunu anlattım ama bir yere varamayacağımı anlamam uzun sürmedi sonra ben de sistem nasıl işliyorsa ona göre davranmam gerekti ve yüksek yerlerde tanıdığı olan bir yakınımdan rektöre ulaştım o beni öğrenci işleri daire başkanına gönderdi sonra o kişi de beni , bir selamı ile teknik konularda gerçekten yetkin olan kişiye gönderdi.benim en başta o kişiye ulaşamamın sebebi diğerlerinin yapamadığı tüm işleri o yaptığı için köşeye ,en kuytuya bir oda verilmiş olması idi. En nihayetinde hacettepe dahil tüm prestijli üniversiteler beni kabul ederken bir anadolu üniversitesine puanım haydi haydi yetmesine rağmen işi bilen kişiye ulaşabilmek için torpil bulmak zorunda kaldım tabi buna torpil diyebilirsek..

Rumuz: Kocişkoasuman

Ben sizlere kocişko asumanı anlatacağım. Kendisi alan dışı lisans mezunu ve bizim alanımızda yüksek lisansta alan dışı öğrenci alımı yok. Fakat henüz dekan ile evlilik yapmadan nasıl oluyorsa yüksek lisansa giriyor. Sonra yüksek lisansı bitiriyor dekanla evleniyor (yaş farkı bir hayli var). Sonra aynı üniversite de doktora yaptığı alanı tarif eden mezun olduğu yüksek lisansı tarif eden bir araştırma görevlisi kadrosu açılıyor. Tabiki kazanannnnn Kocişkooo asuman. Normalde lisans eğitimine özel yetenek sınavı ile alınan bir bölümün dışında bambaşka bir bölüm okuyacaksın ama özel yetenek sınavı ile öğrenci alan fakülte de akademisyen olacaksın. Yeri gelecek bu çocuklara ders vereceksin. Bu nasıl iştir? Sen biliyor musun ki bu çocuklara öğreteceksin? Neyse kocişko asuman salla başını al maaşını. Kocişkosu dekan olduğu için malum kişinin de rahatı rahat. Daha anlatacak çok şeyler var da… Ne diyeyim.

Rumuz: Torpil Gören Masum Köylü

Çok kısa tanıtayım kendimi, bir vakıf üniversitesinde arş. gör olarak çalışıyorum buraya girebilene kadar da en az 15 defa sınava girdiysem en kötü 12’sinde isme açılan kadrolara elendim. Ama en sevdiğim 2 tanesini paylaşayım istiyorum. İlk olarak o kadar çok isme açılan ilana elendim ki ilan görünce gidip bölüm başkanları veya dekanlarla konuşuyordum hocam isme açtıysanız başvurmayacağım şeklinde. Yine böyle bir ilan tabi bölüm başkanı hocamız adil olacağını vs. vs. anlatmıyorum bile. Sınav günü geldi çattı bir adayımız eşiyle geldi, eşi yer beğendi adayımıza, oturttu oraya, gözetmen arş gör kapıdaydı, arş görü bir güzel fırçaladıktan sonra gitti dr/doç. larla görüştü, yoklama sesli alındı adayın adını aklımda tuttum tabii, ön değerlendirmeyi kontrol ettiğimde en son sırada olduğunu gördüm (kanunen ön değerlendirme isimsiz yayınlanır ama burası tr kanun manun hak getire) neyse efendim uzmanlık alanım olan sınavdan 10 soruya hiç zorlanmadan cevap anahtarı misali cevapları yazdım çıktım ve tabii ki hepimiz 50-60 alırken adayımız 98 aldı, azıcık daha araştırayım dedim ki ne göreyim adayımız daha yüksek lisansa bile girmeden kongrelerde proflarla beraber konuşmacı olarak bile çıkıyormuş (benim akademisyen olduğum halde üniversitem maddi destek sağlamadı için katılımcı bile olarak katılamadığım kongreler).
Hikaye 2: Burdada 2 kişilik kadroya 15’e yakın başvuru vardı tabii ki yine torpilsiz kadro olduğu garantisini sayın hocalarımdan aldım. Adaylardan biri çok iyiydi (alesi, dili, ganosu çok yüksekti olur böyle şeyler) yani tek kişilik kadro için sınava giriyorduk muhtemelen. Benim başka bir arkadaşım 2 yıl önce aynı üniversitenin arş. gör. sınavına girmişti soruları da not almış benimle paylaştı, e biliyorum bende bunların bir daha oturup soru hazırlamakla uğraşmayacaklarını. Girdim sınava birde ne göreyim 7 soru sormuşlar 5’i aynı, ama küçük bir dipnot düşmüşler istediğiniz 5 soruyu cevaplayın her soru 20 puandır şeklinde. Ne garip sınav ! Neyse efendim cevaplarını adımdan iyi bildiğim soruları cevapladım bu sefer gerçekten cevap anahtarı vermiştim e dedim 100 alamazsam torpildir. Ne oldu peki kendi üniversitelerinden mezun öğrencileri 95 alırken ben 80 (birebir yazınca o kadar puan kıramadılar herhalde kıyamam sayın hocalarıma) aldım. Olsundu ama kanunmuş nizammış bilim sınavıymış ne gerek var zaten çalışma üretmemizde yasak sayın hocalarımızın alanı neyse çalışırız biz orda.
Emekleriniz için çok teşekkür ediyorum, bütün torpilsiz akademisyen adaylarına (muhtemelen mevcut akademisyenlerden çok daha akademisyen olan adaylar) şans diliyorum.

Rumuz: Özel güvenlik

Duyunca içimi paramparça eden bir olay. Bir zamanlar bir bölüme yeni bir asistan alınmış. Bu arkadaş iyi bir okuldan yüksek başarılar ve hatta birkaç yayınla başka bir şehirdeki bu kadroya başvurmuş. Sınava da girip alnının teriyle kazanmış. İlk gün bölüm başkanı odasına çağırıp biz bu kadroyu yanlışlıkla açtık, seni burada istemiyoruz diyor. Meğer bundan önce bir kere daha aynı anabilim dalı için bir ar.gör. sınavı yapılmış ve istenen kişi alınmış. Ama nasıl olduğunu bilmiyorum sanırım bürokrasinin derin dehlizleri sebebiyle “yanlışlıkla” ilan tekrar açılıyor ve kapatamadıkları için sınavı yapmak zorunda kalıyorlar. Hocam daha kötüsü bu arkadaşımızın bölümde bir odası bile yok. Depoda oturuyor. Saha çalışmalarına çağrılmıyor, haber bile verilmiyor, hocalara mail atması yasak. Angarya iş bile verilmiyor. Bu esnada diğer eleman her türlü çalışmayı yürütebiliyor, tam bir gözde. Yazıklar olsun.

Geçen aylara ait torpil hikâyelerine ulaşmak için tıklayın.

Şurada paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir