Enflasyon Sürecinde İnsan Davranışları
Enflasyon Sürecinde İnsan Davranışları

Enflasyon Sürecinde İnsan Davranışları

Enflasyonun en kısa ve basit tabiri ile paranın değerini kaybetmesi sonucu alım gücünün düşmesidir. Enflasyon ve işsizlik doğrudan insan psikolojisini etkileyen ekonomik ve iktisadi terimlerdir. Bu yazımda yüksek ve düşük enflasyonun ve deflasyon insan hayatında ne gibi bir değişikliklere yol açtığını çeşitli ülkelerden örneklendirerek somutlaştırmak istedim.

Enflasyon genel olarak 2 temel sorundan oluşan bir problemdir. Bu sorunların ilki bir ürüne arzından (üretiminden) fazla talep olması sonucu oluşan ürün kıtlığıdır. Ürün ne kadar zor bulunursa fiyatı da o kadar artacaktır doğal olarak. Diğer sorunda bir ürünün girdi maliyetlerinin (üretim fiyatının) aşırı artmasıdır. Bu iki sorunun dışında kontrol edilemeyen tek sorun olan beklenti paradoksu da enflasyon sebepleri arasında yer almaktadır. Enflasyon döneminde halk, fiyatların yarın daha çok artacağından şüphe ettiği için alışverişini bu günden aceleci bir şekilde yapar. Bu durum talep oranını daha da artırır ve bunun sonucunda enflasyon daha da çok artarak bir döngüye girer. Deflasyon ise paranın aşırı değerlenmesi sonucu fiyatların aşırı bir biçimde düşmesi. Deflasyon döneminde halk yarın fiyatların düşeceği tahmininden ötürü bu gün alış veriş yapmaz. Alış veriş yapmadığı için fiyatlar daha çok düşer ve bu uzun bir döngüye girer. İnsanlar tüketim yapmadığında ise yatırımlar durur, işletmeler kapanır ve büyük çapta işsizlik sorunları baş göstermeye başlar. Sonuç olarak fiyatların aşırı yükselmesi de aşırı düşmesin de problemdir. Şimdi gelelim bu sonuçların insan hayatındaki davranışlarının etkisine.

 Enflasyonun insanları hızlı bir tüketime yönlendirdiğini söylemiştik. Yüksek Enflasyon ile mücadele eden ülkelerde (Arjantin, Venezüella vs.) yapılan araştırmalarda insanların hayatlarında daha aceleci yaşadığı, sanki arkalarından atlı kovalarcasına hayatı hızlı yaşamaya çalıştıklarını gözlemlenmiştir. Hayatlarını her an her şey olabilir zihniyeti ile geçirmişler. Bu her an her şey olabilir düşüncesi aynı zamanda korkak bir hayat geçirmelerine ve azla tabii olmalarına sebep olmuştur. Dolaylı yoldan da sorgulama ve soru sorma yeteneklerinin büyük oranda körelmesine yol açmıştır. E kendi ülkemizden bildiğimiz üzere bu sonuçta, hem siyasi hayatta hem de sosyal hayatımızda bir yönetilme güdüsüne sahip olunmasına getirmiştir. Ayrıca yatırım aracı olarak riskten uzak, getirisi ortalama olan genelde gayrimenkul yatırımları yapmayı tercih etmektelerdir.

Genel olarak düşük enflasyon içinde büyümüş çocuklar büyüdüklerinde riskten uzak, küçük şeylerle mutlu olan insanlar halini almışlardır. Enflasyonun düşük olduğu ülkelerde yapılan araştırmalarda ise insanlar hayatında risk almaya daha meyilli ve daha cesaretli olduğu saptanmıştır. Hayatı boyunca enflasyonu bir sorun olarak görmeyen bu insanlar daha cesaretli büyümüşlerdir. Bu cesaret sorulama ve farkındalığı önemli ölçüde geliştirmiştir. Yatırım aracı olarak risk almaya daha yatkın ve açıktırlar. Genelde sermayelerini ve birikimlerini borsa üzerinden değerlendirmek veya korumak isterler.  Ek olarak, deflasyon ülkesinde (Japonya) yapılan araştırmalarda doğrudan deflasyonun etkilediği bir davranış gözlemlenmese de bazı sosyologların ve ekonomistlerin ortaya attığı bazı iddialar vardır. Bu iddialar insanların daha cesaretli yaşadığına ve çalışma stresini bir nebze olsa da azalttığını iddia etmektedir. 

Şurada paylaş:

Bir yorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir