Eylül Ayı Torpil Hikâyeleri
Eylül Ayı Torpil Hikâyeleri

Eylül Ayı Torpil Hikâyeleri

AYIN KAZANANI - Yks kölesi

Okul birincisi olduğum lisede beni birinci yapmamak için 12.sınıf notlarımla oynandı. Fark edince ailem geldi okula, notlarım eski haline getirildi. E-okul kapanmadan çok çok kısa bir süre önce notlarımı tekrar düşürüp e okulun kapanmasını beklediler. Kapanmadan 5 dakika önce fark ettim. O süreçten sonra psikolojim alt üst oldu inanılmaz hevesle ders çalışan biriydim sınav gününe kadar masanın başına oturup kitaplarım sırılsıklam olana kadar ağlayıp sonra uyuyordum tüm rutinim buydu kaç ay boyunca bütün netlerim düştü psikolojim alt üst oldu bu yaşta torpilin bu şekliyle karşılaşmak hele de sınava 2-3 ay kala bütün seneme mal oldu yüzsüzler! Ayrıca 100 aldığım notları 20 yaparak bile Babişko Asuman'ı 0.000004 puanla önüme geçirebilmiş olmaları da ayrıca çok ironik. Zaten lisenin başından beri özel okulda olan Babişko Asuman 2+2 hesabını zar zor yapıyorken birinciliğimin ve kontenjan hakkımın onun için elimden alınması çok çok çok zorladı beni her anlamda Buradan başta bana bunu yapan hocaların ve öğrencilerin ve velinin abv! Sonra da tüm Babişko Asumanların! Umarım kimse Babişko Asumanlarla karşılaşmaz artık herkes KENDİ emeğinin karşılığını alır.

Mart ayında * Bakanlığının yaptığı 600 kişilik psikolog alımında 84 puanla girdiğim mülakatta 15 soru soruldu 13 tanesini doğru bildim. Gayet güzel geçti mülakat herkese sorulan yorum sorusu bana sorulmadığı halde hem de. Torpilsiz de olacağına inanmıştım çünkü aynı bakanlıkta gönüllü yaz stajı ve yine aynı bakanlığa bağlı kurumda bir sene gönüllü olarak çalışmıştım. Ek olarak terapi, test eğitimlerim, katıldığım projeler, sivil toplum kuruluşları vardı. Gelen sonuç özenle 67 verilerek yedeklere bile bırakılmadan direk kontenjan dışı bırakmak. Ve sonuç 70 puanlıların atanıp hayallerimi yaşaması… Bense bir buçuk ay sonraki sınava bu puanımla tekrar çalışmaya çalışıyorum.

Hocam bir fabrikaya normal niteliksiz işçi olarak başvurmuştum sonra her hafta bir başvuru formu bırakmaya başladım ve her gittiğimde biz size döneriz diyorlardı ve hepsinde de absürt bir şekilde bahaneler uydurularak geri çevriliyordum daha sonra bir akrabamın orada personel alımı yaptığını öğrendim ve onunla konuştum o bana “senin şu ana kadar yaptığını başvuruların hiçbir önemi yok zaten o doldurduğun başvuru formlarını da kimse incelemiyor çoğu okunmadan çöpe atılıyor, seni arayıp geri çevirmeleri ise artık bizi sal seni ise almıyoruz demek istiyorlar. Sen şimdi yarın bir form doldur ve bana benim odama bırak dedi.” Bugün iste 2 ayım keşke bunu yapmak zorunda kalmasaydım ama bizi buna zorlayanlar utanmalı diyorum…

Okul birincisi olduğum lisede beni birinci yapmamak için 12.sınıf notlarımla oynandı. Fark edince ailem geldi okula, notlarım eski haline getirildi. E-okul kapanmadan çok çok kısa bir süre önce notlarımı tekrar düşürüp e okulun kapanmasını beklediler. Kapanmadan 5 dakika önce fark ettim. O süreçten sonra psikolojim alt üst oldu inanılmaz hevesle ders çalışan biriydim sınav gününe kadar masanın başına oturup kitaplarım sırılsıklam olana kadar ağlayıp sonra uyuyordum tüm rutinim buydu kaç ay boyunca bütün netlerim düştü psikolojim alt üst oldu bu yaşta torpilin bu şekliyle karşılaşmak hele de sınava 2-3 ay kala bütün seneme mal oldu yüzsüzler! Ayrıca 100 aldığım notları 20 yaparak bile Babişko Asuman’ı 0.000004 puanla önüme geçirebilmiş olmaları da ayrıca çok ironik. Zaten lisenin başından beri özel okulda olan Babişko Asuman 2+2 hesabını zar zor yapıyorken birinciliğimin ve kontenjan hakkımın onun için elimden alınması çok çok çok zorladı beni her anlamda Buradan başta bana bunu yapan hocaların ve öğrencilerin ve velinin abv! Sonra da tüm Babişko Asumanların! Umarım kimse Babişko Asumanlarla karşılaşmaz artık herkes KENDİ emeğinin karşılığını alır.

Benim için acıklı bir hikâye değil ama gözümün önünde gerçekleşen bir hikâye. KPSS sınavından 88 puan almıştım ve birkaç kurumun mülakatına girmek için başvurdum ve birine atanabildim. Yalnız kurumun tarihinde ilk ve son defa mülakata girebilmek için YDS puanı isteniyordu. Allahtan benim YDS puanım tam sınırdaydı ve girebildim fakat birçok insan başvuru bile yapamadı bu yüzden. Sonra kurumun eski müdürlerinden birinin oğlunun da benimle aynı anda atandığını öğrendim ve KPSS puanına bakınca YDS puanı şart koşulmasa asla mülakata çağırılamayacağı bir puanı olduğunu anladım. Üstelik alanlarımız da farklıydı ve anlamsız bir şekilde benim alanım YDS 70 isterken o çocuğun alanında 80 istiyorlardı. Amaçlarına da ulaşmışlardı. Tabi ki kendisi jet hızıyla yükselerek yıllardır kurumda olanların gelemediği yerlere geldi. Sırf o girebilsin diye kaç kişi gereksiz bir YDS puanı olmadığı için elendi Allah bilir.

Yıl 2019, liseden mezun olalı iki sene olmuştu ve askeri okula girmeyi çok istiyordum. Çocukluk hayalimdi asker olmak. Bu sebeple yapılan *** sınavına girdim ve sınavı kazandım. Sınavı kazandıktan sonra kazananlar, Ankara’ya fiziki yeterlilik testleri, sözlü mülakat ve sağlık testleri için çağrıldı. Benim okula girmek için yaptığım seçimler *** Okulları’ydı. Muhtemelen sanacaksınız ki “He sözlü mülakatta elenme hikayesi bu da.” ama öyle değil. İlk olarak fiziki yeterlilik testlerini iyi bir puanla geçtim, daha sonra sözlü mülakattan da geçtiğim açıklandı. Her şey bundan sonra başlıyor. Bu iki aşamadan geçenler, sağlık testlerine yollandı. Hastaneye girer girmez, büyük bir kalabalık askeri öğrenci adayı güruhu beni karşıladı. Her bir ayrı test için sıraya girmemle birlikte her bir test için gözlerimizin önünde torpil yapılışını görmemiz bir oldu. 3 numara gözlük takanların, yanlarındaki yüksek rütbeli * üniformalı akrabaları ile gelip, testlerden geçmelerini mi görmedi bu gözler (normalde gözün 2 numaradan büyük olursa hatta bazen olmadığı takdirde bile eleniyorsun) yoksa testlerden elenmelerine rağmen gözleriminizin önünde yapılan torpillerle kurul kararı aldırıp geçmelerini mi görmedi… İşin garip tarafı dostlar, bunlar öyle gizli kapaklı yapılan torpiller değildi. Bildiğin bizlerin, askeri öğrenci adaylarının gözlerine baka baka yaptılar. En sonunda birkaç öğrenci adayı arkadaş dayanamayıp protesto bile yaptı, hastanenin baş hekimi gelmek zorunda kaldı onları sakinleştirmek için. Eninde sonunda sakinleştiler de ancak torpil yapılan yapıldığıyla kaldı ve şu an onlar *** okullarında, “Şerefli Subay ***” olarak okuyorlar.

Hocam nereden başlasam bilemiyorum. Ben 92 doğumluyum ve ne kadar şansız olduğuma doğum günümden başlayım 🙂 15 Temmuz… 6 Senedir doğum günü kutlamıyorum. Neyse orta okula dönelim hocam biraz ve sene 2004ler de Taekwondo sporu ile uğraşmaya başladım 8 sene yaptım (1.dan kuşağına kadar geldim ve aldım). Benim hedefim spora devam edip Besyo okuyup naçizane o dallardan birinde hayatıma devam etmek istiyordum. Sporculuğumun son yıllarında hocam ve eşi olan diğer hoca, sürekli parti mitinglerine, açılışlarına, temel atma törenlerine götürüp duruyordu ve antrenmanı iptal edip gidiyorduk. Ben bu duruma çok sinirlenip bize götüren otobüsten çıkmıyordum. Derken derken benim bu tavırlarıma karşılık ne sporumda ilerlememi sağladılar ne antrenörlük için yardımları ne de iş konularında destek sağladılar. Diğer koşturan arkadaşlarım şuan hepsi bir yerde hayatlarını kurtarmış durumdalar. Bu birinci örnek. Kırıkkale Besyo bölümüne 2011 yılında başvuru yapmaya arkadaşımla gittik ve o sene sınav puanına göre değil de spor müsabakalarındaki başarı belgeleriyle Üniv. giriliyordu. Biz de çok sevindik arkadaşımla ve gittik hemen asil ve yedekler listesine baktık. Ben yedekten 1. arkadaşım 3. sırada. Oradaki işleyiş şu şekilde, yukarı kattan imza atıp numara alıyorsun aşağı inip bankadan para yatırıyorsun sonra diğer binaya gidip işlemleri tamamlıyorsun. Saat 10a kadar asıllardan gelen olmazsa yeni liste asılacak o listedekiler girmeye hak kazanacak. 5 kontenjan var ve 2 kişi geldi kaydı yaptırdı ve bankaya gittiler. Bizde yukarıda bekliyoruz gelecekler mi gelmeyecekler mi diye. Saat 9:30 oldu gelen yok biz seviniyoruz yarım saat sonra Üniv. Öğrencisiyiz sevdiğimiz mesleği yapacağız diye. Saat 10’da biri elinde kağıtlar arkasında da 3kişiyle geliyor ve imza atıp numara vermeye başladılar ve bunlar yedekte ki ilk üç kişiden sonra ki kişiler. Biz sinirlendik n’oluyo yeni liste de ilk üç sırada biz varız nasıl bizden sonrakileri alabiliyorsunuz diyoruz kimse yüzümüze bile bakmıyor rektöre kadar gittik işlemler yapılmış artık bu saatten sonra bir şey yapamayız diye geçiştirdiler. Böylelikle ikinci örnekle birlikte bir hayalin daha sonuna geldik. Bitti mi tabi ki hayırr… 2017’den beri savunma sanayi sektöründe teknisyenim. Çeşitli firmalarda çalıştım genelde **’a alt yüklenici olarak çalışan firmalarda görev aldım gerek şirketin içinde gerek ** giderek. Kendi bizatihi kuzenim tecrübesi ve birikimi olmamasına rağmen başka bir kuzenim eşi bir telefonlar o kuzenimi kadroya aldırdı ve benim tecrübem birikimim bilgim eğitimim olmasına ve bilinmesine rağmen yani bir telefonu benim için açsa belki yine torpil olacak ama hak etmişlikle hak etmemişlikleri karşılaştırmak istedim. Ki işçiliğimden övünürken hiç taviz vermem işçilik kaliteme çok güvenen biriyim keza benim işçiliğimi beğenmeseler bu sektörde barınmak zor çünkü hem torpil yok hem beceri yok neredeyse imkânsız. Bu kadrolu kuzenim yıllardır *** şu an evi arabası bahçesi yatırımı her şeyi mevcut. Ben, 1 senedir işsizim… Artık bıçak kemiğe değil her yere dayandı hocam ve şu an tek hedefim herhangi bir işe girip Almanca öğrenip para biriktirip ekstra mesleğimle ilgili sertifikalar alıp göçmen yasasıyla, olmadı en kötü turist giderek Almanya veya Avusturya da yaşamak istiyorum. En kötü garsonluk yapar, içecek dağıtır, kargoculuk yapar, taksicilik yapar, gazete dağıtarak kafam rahat bir şekilde yaşayıp ölmek. En azından insan muamelesi görerek, saygıyı hissederek, verdiğim emeğin karşılığını alarak yaşarım gavurunun ülkesinde…. 🙂

Benim anlatacaklarım Ankara’da bir devlet üniversitesinden mezun olduktan sonra, bir daha bu semte uğrayanın diye başlayıp, askerliği tehir ettirmek için yüksek lisansa başlayan, engellemelere rağmen hasbelkader Arş. Gör. olarak devam eden, şu an da Doç. Dr. Elektronikçi olarak devam eden bir hikayedir. Öncelikle başlangıçta Arş. Gör. sınavında diğer 3 kişinin toplamından daha fazla puan alıp, komisyondaki diğer hocaların tekrar değerlendirelim sınavı söylemine rağmen, bir tane delikanlı hocanın çocuğun hakkını yedirtmemle profesyonel akademik kariyerim başladı. Sonrasında doktoramı bitirdikten sonra 6 yıl boyunca öğretim üyesi olarak atanamadım. Bu 6 yıl boyunca bölüme atanan doçentlerin ve Yrd. Doç. lerden daha fazla Q1 ve Q2 SCI yayınlarım ve projelerim vardı. Neyse çok da uzatmayayım bu arada bana kötülük değil iyilik yaptılar, alnımın akıyla ve öğrenciye çöreklenen sülük hocalar gibi olmaksızın doçentliğimi aldım. Sonunda utandılar sanırım öğretim üyesi olarak atandım:) Ben atanana kadarki süreçte öğretim üyeleri bölümle alakası olmayan, farklı branşlardan atanan Asumanlarla bölüm dolduruldu. Bu yazıyı hem bir Asuman hikayesi hem de kimse sizi nasibiniz varsa engelleyemeyeceğini göstermek için anlatmak istedim. Behçet hocaya ve ekibine akademik problemleri ortaya koyduğu için de ayrıca teşekkür ederim…

Çok bilindik köklü bir üniversite için araştırma görevlisi kadrosuna başvurdum. Listeye 3. Olarak girdiğimi görünce, o üniversitede çalışan daha önceden tanıdığım bir hocaya ulaştım. Mülakata geleceğimi nelere çalışmam gerektiğini sordum. Bana mülakata gelme boşuna o kadronun sahibi belli dedi. Aynı bölümde çalışan bir hoca eşi için açmış bu kadroyu soyadları aynı ve bundan asla gocunmuyorlar.! Üstüne bu kişi zaten başka bir şehirde üniversitede araştırma görevlisi fakat eşiyle aynı şehirde olabilmek adına böyle bir kadroya ihtiyaç duyuluyor?!

Bir devlet üniversitesinin uzak bir ilçesinde uzun yıllardır öğretim görevlisi olarak çalışmaktayım. Bugün size yıldırıp bıraktırdıkları doktoramdan bahsetmeyeceğim. Bugün size merkeze daha yakın ilçelerde ya da merkezde açılan öğretim görevlisi kadrolarına yaptığım sayısız ümitsiz başvurularımdan birinden bahsedeceğim. Tam bu yazıyı yazdığım gün, bir sürü özel şartı olan ama şartları tesadüfen bana uyan bir ilanın muhtemelen benim yüzümden (puanlarım yüksek) iptal edilmesiyle bir şeyleri değiştirmeye başladığımı düşünmeye başladım. Ama yok bu yazıda bundan da bahsetmeyeceğim çünkü en keyifli yerinde alımı iptal ettiler keyifli bir hikayesi yok. Gelelim asıl meseleye, yine bir gün başkalarının açtırdığı kadrolara bakıyorum. Güzel bir yerde yine özel şartı olan ama tesadüfen bana uyan bir kadro gördüm. Neden olmasın dedim. Hemen başvurdum, bu en sevdiğim alımlardan biriydi çünkü iptal etmediler hem de ilk sırada olmama rağmen. Sınav günü geldi, biz orada 3 kişiydik ilk sırada ümitsiz adam, ikinci sırada daha ümitsiz adam ve üçüncü sırada çok önemli birinin yeğeni olan Babişko Asuman. Sonuçlar açıklandı ve beklendiği gibi Babişko Asuman kadroya atandı. Buraya kadar ki kısmı artık klişe oldu biliyorum. Devam ediyorum, Babişko Asuman kadroya atandı ama atandığı yer A mezunları için, asuman ise F mezunu. Nasıl olsa atandı ne olacak ki diyebilirsiniz ama asuman için hikâye yeni başlıyor. Daha onun doktora yapması o bölüme idareci olması o fakülteye idareci olması ve hatta ileride rektör olması gerekiyor. Önce şu mezuniyet sorununu aradan bir çıkaralım. Asuman benim de mezunu olduğum A bölümünün lisans ve doktorasına aynı anda (Bir dakika beynim yandı yüksek lisans ne oldu? Onu alakasız bir bölümde daha önce yaptık canım) kayıt yaptırıp 4 yıldan kısa bir sürede ikisini de bitirdi (ben kesin geri zekalıyım A’yı tek başına okurken zorlandım). Neyse, asuman doktorayı bitirir bitirmez kendine yeni bölüm kurup oranın başına geçti ve yoluna devam ediyor. Bir ihtimal gerçekten çok zeki biri olup bunların hepsini hakkıyla almış olma ihtimali var mı olabilir. Yorum sizin.

Yıl 2013. Yeni mezun bir BÖTE’ciyim. Açılan ilan Yer: Myo / *** Kadro şartları: BÖTE mezunu, UZEM’de tecrübe sahibi, ALES min 70 . Dil şartı yok. Kadro sayısı: 2 Çektim takımları girdim sınava 7 kişi ile birlikte. Girdiğim en muhteşem sınavdı. Sonrasında zaten öğrendim ki sınav puanı en yüksek benim. Fark atmışım. O gazla mülakata girdim. Benim gibi düzgün giyimli birisi daha var. Hatta takımı özel dikilmiş gibi. Jilet gibi çocuk. Öğrendim ki sonra ilçede kaymakamlıkta çalışıyormuş. Günlük kıyafet ile birkaç kişi var. Yeni mezun olmuşlar, ilk defa kadrolara başvuru yapmışlar, acemice hareket ediyorlar. Bir de ayağında botlar (ipleri bile sallanıyor bağlanmamış) gayet baştan savma bir pantolon, gerçekten savma sapan bir mont ve saçı sakalına karışmış bir adam daha. Bu bilgiler önemli o yüzden verdim. Arkadaşlarınla buluşmaya öyle gitmezsin o kadar kötü bir görüntü. Sınava da son dakika gelmişti orada dikkatimi çekmişti. Daha sonra öğrendim ki komşu üniversitede UZEM’de görev alıyormuş. Mülakat için beklerken bu ilginç giyimli arkadaş girdi önce. Aynı kıyafeti gibi gayet nezaketsiz bir şekilde. Kendi kendime “bu kadar da değil ” dediğimi hatırlıyorum. Çıktı içeriden, beraber geldiği çocukla bir şeyler konuştular fısır fısır, “sorun yok …. Hoca söyledi zaten” dediğini hatırlıyorum yine. Tam cümle bu olmasa da buna benzer bir şeyler söyledi. Bir süre sonra ben girdim. Harika giden bir mülakat. Her şeyi cevaplıyorum, anlatıyorum. Dönüp valizleri toplayayım diye geçiyor içimden. Son virajdayız artık ve son soru ” yabancı dilin nerede göremedim?” Ama ilanda yabancı dil yok diyebildim. İngilizcem fena değil ama henüz bir puan almadım hiçbir yerden cevabını verdim. “olmaz ama, burada şart yabancı dil”. Ama kadro ilanında yok, o yüzden buradayım. Kaldı ki sınavım çok iyi geçti. Mesleki yeterliliğim gayet iyi. Gereken kadar da İngilizcem var dedim yine. ” Olmaz öyle. Neyse çıkabilirsin”. Ve çıktım tabi. Sonuç: mülakattan ancak geçer not verilmiş, buna rağmen küçücük bir fark ile yedek 1. Sıradayım. Peki kazananlar? O acayip çocuk, tam mülakat puanı ile ancak girebildi. Jilet gibi olan, kaymakamlıktan gelen çocuk tam mülakat puanı ile ikinci olarak girdi. Aramızdaki toplam puan farkı ancak küsuratlar. Çünkü aslında yabancı dil şartı varmış. İlanda yazmasa da yönetimin canı istediği için varmış.

Bir iş görüşmesine yönlendirdi bir hocam iş bir otoparkta ödeme almak. Ama nasıl işsizim cam sileceksin deseler tamam demeye gittim. Bir baktım amcamın 18 yaşındaki oğlu orada görüşmelere katılıyor. Amcam şirkete ortak olmuş çok büyük bir şirket bu arada. Beni gördü ooo kuzi senin CV vermene bile gerek yok dedi yine de görüşmeye girdim oradaki ablamız CV’mi bir övüyor oo satış var oo kasiyerlik var vs. Çıktım amcamı aradım oo bana niye gelmiyorsun iş için ya binlerce insana iş veriyorum vs diyor havalı havalı neyse iş olsun da ne yapacağım fark etmez deyip şükredip eve gittim işe alacaklar şükür garanti diye. Haftaya arayacağız giriş işlemleri için dedi iki üç hafta geçti ses yok. Amcamı aradım ortaklığı bıraktık anlaşamadık dedi jajsjahajah otoparkta kasiyer bile etmediler bizi hocam. Alışılmışın dışında gerçek bir torpilsizlik hikayesi olsun dedim herkes başarılı olacak diye bir şey yol 🙂 çok sevgiler…

Şurada paylaş: